Menü

Çocuk İstismarı Ve Ne Yapmalı?

 

  Çocuk istismarı, çocukların yetişkin bireyler tarafından fiziksel, zihinsel, cinsel veya duygusal gelişimlerini engelleyen ya da beden veya ruh sağlığına zarar veren durumlarla karşı karşıya bırakılmasıdır. İstismar, 5 ana başlıkta toplanır… Fiziksel istismar, ihmal, duygusal istismar, şiddete tanık etme ve cinsel istismar. Bu istismarlar içinde “duygusal istismar” tüm diğer istismar biçimlerini de kapsayan bir istismar türüdür; çünkü bütün istismarlar duygusal istismara yol açar. Örneğin fiziksel ve cinsel istismarın beden üzerindeki etkileri belli bir süre sonra geçse dahi duygular üzerinde bıraktığı etki çok daha uzun sürelidir ve kolay kolay geçmez.. Çocuk istismarları içinde en büyük travmaya yol açan istismar türü ise elbette ki cinsel istismardır. Cinsel istismar, cinsel gelişimi tamamlanmamıș bir çocuk ya da ergenin, bir erişkinin cinsel arzu ve gereksinimlerini karşılaması adına güç kullanarak, ya tehdit ya da kandırma yolu ile kullanılması olarak tanımlanır. Cinsel istismar toplum tarafından kabul edilmesi zor bir durum olması nedeniyle belirlenmesi ve ortaya çıkarılması çoğu zaman çok güç olan bir istismar türüdür. Dolayısıyla son zamanlarda ortaya çıkan çocuğa cinsel istismar vakaları aslında buzdağının sadece görünen kısmıdır.

Peki, çocuğun cinsel istismara uğradığını nasıl anlayabiliriz?

Cinsel istismara maruz kalan çocuklar birine açılmakta çok büyük zorluk çekerler, hatta bazı çocuklar istismarı bir arkadaşı yaşamış gibi anlatabilirler; ancak cinsel istismara uğramış çocuklarda genellikle belirgin davranış değişiklikleri oluşur ve bu durum bilinçli bir ebeveyn tarafından kolaylıkla fark edilebilir. Cinsel istismar çocuklarda somatik, davranışsal ve psikolojik pek çok etki yaratır. Örneğin, uyku ve yeme alışkanlıklarında değişmeler, bedensel ağrı şikayetleri, içe kapanma, agresif ya da boyun eğici davranışlar, kaygı, korku, öfke, cinsel oyunlara yönelme veya cinsel uyaranlardan kaçma gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Cinsel istismar, çocuğu derinden yaralayan örseleyici bir yaşantıdır. İstismar her çocuk üzerinde farklı farklı etkilere neden olmakla birlikte yarattığı ortak etki çocuğa verdiği hasardır. İstismarcı kişi çocuğun sevgisinden yararlanıp ona hediyeler almışsa bu davranışlar çocukta cinsel davranışlarla ilişkili olarak bir algı karmaşası yaratabilir. Örneğin çocuk, cinselliği istediği şeye ulaşmak adına bir karşılık olarak değerlendirip ve yaşam boyunca sevgi elde edebilmek için cinsellik gerekeceği gibi yanlış sonuçlara ulaşabilir. Eğer çocuk, böyle bir duruma güç ve tehdit kullanılarak çekilmişse, bu deneyim de çocuğun cinsellikten korkmasına, kaçınmasına ve cinselliğe yönelik kaygı geliştirmesine neden olabilir. İstismar, çocuğun duygusal, sosyal ve kişilik gelişimini engelleyici çok büyük bir travma yaşantısıdır. İstismara uğramış çocukların kişiler arası ilişki kurma ve sosyal ilişkileri sürdürebilme becerileri olumsuz yönde etkilenir. İstismara maruz kalmış çocukların ya ilişki kurmaktan kaçındıkları ya da aşırı yakınlık ihtiyacı içerisinde olup yüksek beklentili ilişki içerisine girdikleri gözlenir. Çocuğun dünyaya ve kendine ilişkin güveni sarsılır ve bu olumsuz deneyim çocuğun üzerinde tüm yaşantısı boyunca taşımak zorunda kalacağı bir iz bırakır.

Çocuklar doğduğu andan itibaren büyüme sürecinin son aşamasına kadar ailesi ile kurduğu etkileşimden çıkardığı sonuçları içselleştirerek, ruhsal yapısının ve kişiliğinin temel taşlarını oluşturur. Aile, çocuğun kendini güvende hissettiği, sıcak ilişkilerin kurulduğu, huzur duyduğu bir ortamdır. Sosyal yaşamın çekirdeğini oluşturan ailenin tutum ve davranışları çocuğun sağlıklı gelişimine zemin hazırlar. Aile çoğu zaman bu tür bir durumla karşı karşıya kalındığında ne yapılması gerektiğini bilemez, panikler, çocuğunun adına ve kendi sosyal yapısının birliğinin devamı adına çevreden gelecek tepkilerden korkuyor olması nedeniyle durumu gizleme ve örtbas etme yoluna gidebilir. Oysa yapılması gereken ilk şey eğer istismar yaşanmışsa çocuğa yardımcı olabilmek için geçeği anlatması yönünde çocuğu yüreklendirmek ve çocuğa yaşadığı durumun kendi suçu olmadığını anlatmak olmalıdır. Bilinçli bir ailenin bu durumda atması gereken ikinci adım, adli ve tıbbi yardıma başvurmaktır. Çocuk için örseleyici olan bu yaşantının izlerini hafifletmek adına ailenin tutumu çocuğunu koruyup ona destek olma yönünde olmalıdır ve en önemlisi cinsel istismara uğramış bir çocuğun mutlaka uzman bir çocuk psikoloğu ve/veya çocuk psikiatristine götürülüp çocuğun yeniden kazanılmasını mümkün hale getirmektir.

İstismar durumlarının yaşanmadan önlenebilmesi için aileye, eğitimcilere, ilgili bakanlığa ve topluma büyük görev düşmektedir. Öncelikle istismar tanınmalı tanıtılmalı ve toplum bu konuda yeterince bilinçlendirilmelidir. Özellikle ebeveyn ve öğretmenler önlem alma konusunda bilgilendirilmelidir. Konunun hassasiyeti ve de önemi konusunda medya, magazinel değil bilgilendirici haber yapmalı ve “suç kişiseldir.” denilerek konunun üstünün örtülmesinin engellenmesi sağlanmalıdır. Çocukların sağlıklı bir cinsel kimlik edinmeleri için gerek aile gerek okul üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli; çocuğa, mahremiyet alanının ne anlama geldiği, iyi dokunuş ve kötü dokunuşun ne demek olduğu, iyi niyetli davranışla kötü niyetli davranış arasındaki ayrım gibi konular onun kavrayabileceği bir şekilde ve anlayabileceği bir dille öğretilmelidir.

Sevgiyle…unda Kocatürk

Funda Kocatürk

Kategoriler:   Psikoloji