Menü

Çocuklarımız İçin Nasıl Bir Eğitim İstiyoruz ? / YUSUF ERDEM

 

Yaşadığımız dönem; bilim, sanat ve yaratıcı özgür düşünce dünyamızın iyice çoraklaştığı, ülkemizdeki eğitim sisteminin her geçen gün bütün unsurlarıyla biraz daha gericileşip karanlığa sürüklendiği bir dönem. Öyle ki azımsanmayacak tarihsel bir birikimi olan modern Türkiye; muhafazakâr bir ortaçağ Arap kasabası kültürüne hapsedilmek isteniyor. Bütün eğitim kurumlarının her düzeyinde yalnızca dogmatik inançlara ve itaate dayanan, eleştirel özgür düşünceye kesinlikle yer vermeyen bir eğitim anlayışı, her geçen gün biraz daha kökleşip kurumsallık kazanıyor. Tıpkı yavaş yavaş ısıtılan suya alışan kurbağa misali toplum, alıştıra alıştıra korkunç bir karanlığa sürükleniyor.

Mevcut sömürü ve soygun düzeni; mevcut eğitim sisteminden, ne tür insanlar yetiştirmesini istiyor?

Düzen, bu eğitim sisteminden;

* dinci-mezhepçi-cemaatçi, militarist, ırkçı, şoven ve faşizan nefret ideolojileriyle zehirlenmiş;
* düşünme ve sorgulama yetisi dumura uğratılmış;
* devlete, otoriteye, lidere ve güce tapınan;
* bunlar uğruna her an kendini feda etmeye hazır ve insanlıktan çıkarılmış aletler istiyor.

Düşünmeyen, eleştirmeyen, otoriteyi sorgulamayan, haksızlıkları görmezden gelen; örgütlenerek hak aramaktan korkan ve farklı olan herkese düşmanca duygular besleyen insanlardan oluşan bir bir toplum.

****
Aziz Nesin, yoksul halk çocuklarını eğitmek için kurduğu Nesin Vakfı’nda, ne tür bir eğitim istediğini dile getiren “Eğitim Konusunda Vasiyetimdir” başlıklı –aşağıda özetlediğim yazısında şu ilke ve hedefleri sıralıyor:

Vakıf çocukları ve gençlerinin;

* üretken olmalarını,
* dünyaya, insanlara, olaylara eleştirel gözle bakmalarını,
* cezasız ve yasaksız yetişmelerini,
* çocukların şımarma haklarının olmasını,
* toplumsal sorumluluklarının neler olduğunu bilmelerini,
* kendilerini sevmelerini, kendilerini severek ve değer vererek yetişmelerini,
* kendi aşağılık duygularını tanıyarak onu yenmelerini ve kendi aşağılık duygularından itici güç olarak yararlanmalarını,
* uygar insanlar olarak yetişmelerini,
* tarihsel gelişim doğrultusunda kendilerinden başlayarak, çevrelerini, ortamlarını, başkalarını ve dünyalarını değiştirme çabası içinde -yani hayata karşı devrimci tavırlı- olmalarını, böyle yetişmelerini,
* yaşama atılınca sevdikleri işi yapmalarını,
* özgün düşünceli , özgün davranışlı -yani özgün kişilikli- bireyler olarak yetişmelerini,
* büyük düşlemler (hayaller) kuran, bunları gerçeğe dönüştürmek için savaşım veren ve zengin imgelemlere sahip olan kişiler olarak yetişmelerini İSTİYOR.

****
Yukarıda özetlediğim metin, bu karanlık ortamda insana inanılmaz gibi geliyor. Yalnızca bir vakfın öğrencileri için değil, bütün çocuklarımızın eğitimi için çok önemli ilkeleri sıralıyor Aziz Nesin.

Biz devrimciler ise, bütün bunları ve çok daha fazlasını bütün ezilen halkların çocukları için, ülkemizin ve yeryüzünün bütün çocukları için istiyoruz.

Ve insan; bu yazıyı tekrar okuyunca kendi kendine şunu düşünüyor: Böyle yazarlar yetiştirmiş bir toplum, asla bir ortaçağ Arap kasabası kültürüne hapsedilemez. Ve tarihin hiçbir döneminde despotlar, aklı zincire vurmanın ve özgür düşünceyi, ilanihaye susturmayı asla başaramamışlardır.

İşte tam da şimdi bu inançla örgütlenip ayağa kalkmak, bu çağdışı gidişi tersine çevirmek, insanı ve insanın mutluluğunu esas alan insanî bir düzen ve özgür bir yaşam için mücadele etmek gerek.

Unutmayalım; bütün kötülüklerin temelinde esas olarak gerici ideoloji ve inançlar yatmaz; o inançlar dahil bütün kötülüklerin temelinde kapitalist-emperyalist haydutluk düzeni yatar. Tekelci kapitalizmin siyasal planda yansıması, siyasi gericiliktir.

 

NASIL BİR EĞİTİM – 2

Bilindiği gibi hayvan türleri, içgüdüleri ve yaşadıkları doğal ortamla uyumlarını sağlayan organları yardımıyla varlıklarını sürdürür. İnsan topluluklarının sürekliliğini sağlayan ise yarattığı maddi ve manevi kültür ile bu kültürü –her kuşakta daha da zenginleştirerek- yeni kuşaklara aktarmasını sağlayan “EĞİTİM”dir.

EĞİTİM sayesinde insan; potansiyel bir güç olarak doğuştan getirdiği bedensel, zihinsel ve duygusal yeteneklerinin serpilip gelişmesini sağlar ve bu sayede değişip gelişen yeni koşullara göre bilgi ve becerilerini geliştirir.

İnsanı ve insanın bolluk, özgürlük, erinç ve mutluluk içinde yaşamasını esas alan; toplumsal sistemin merkezine bu hedefi oturtan bir toplum, örgütlediği EĞİTİM aracılığıyla şu hedeflere uluşmaya çalışır:

  • Bireyin doğuştan getirdiği bütün fiziksel, düşünsel ve duygusal yeteneklerinin; bütün üretken ve yaratıcı potansiyelinin çok yönlü olarak serpilip açıldığı, yeni yetiler kazandığı bir eğitim sisteminden yararlanabilme olanağı ve fırsatı;
  • Böyle bir eğitim sayesinde bireyin karşısına çıkan yeni durumlara uyum sağlayabilme, karşına çıkan farklı farklı sorunları çözebilme ve sürekli olarak kendini değiştirip geliştirebilme gücünü kazanmış özgüvenli ve girişken bir kişilik inşası;
  • Ve Server Tanilli’nin eşsiz anlatımıyla çocuklarımızı ve gençlerimizi;

– “Köklerinden söküp koparmadan geliştirmek; dallarından koparmadan zenginleştirmek,
– ulusal kültürün zenginlik ve değerini yadsımadan evrensel kültür değerleriyle donatmak;
– insanı, dünyadaki yeri konusunda bilinçlendirmek;
– geçmişe neler borçlu olduğu, bugünün ne olduğu ve geleceğin nasıl olacağı konusunda bilinçli kılmak ve
– insana, geleceği kendi ellerinde tuttuğu güvenin vermek…” (*)

  • Özgür ve derin düşünen, yüzeydeki görüntünün altında asıl görülmesi gerekeni görüp açığa çıkaran; bütün dogmaları ve her türlü otoriteyi eleştiri ve sorgulamadan geçiren,
  • Doğaya, doğal yaşama özen ve saygı gösterme; insan soyunun –kendisinin de bir parçası olduğu- doğayla ve tüm diğer canlı türleriyle uyum içinde yaşama ve
    küçük bir azınlığın çıkarları (kar, rant, maden ruhsatları…) uğruna doğanın, doğal kaynakların tahribine örgütlü olarak engel olma bilinciyle donanmış,
  • Rekabet ve yarışma yerine dayanışmayı, karamsarlık ve umutsuzluk yerine tarihsel iyimserliği savunan; halklar arsında nefreti, düşmanlığı ve savaşı kışkırtanlara karşı halklar arsında barışı, eşitliği ve kardeşliği savunan;

Bilim, sanat, yaratıcılık ve eleştirel özgür düşünceye hayat hakkı tanımayan ve her türlü sömürü ve yolsuzluğu perdeleyen, emekçileri parçalayıp birine kırdıran dinci, mezhepçi, ırkçı, şoven, militarist, faşist burjuva nefret ideolojilerine karşı karalılıkla mücadele eden ve özet oarak… HAYATA KARŞI, DEVRİMCİ TAVIRLI BİREYLER YETİŞTİRMEK.

Unutmayalım; bütün kötülüklerin temelinde esas olarak gerici ideoloji ve inançlar yatmaz; o inançlar dahil bütün kötülüklerin temelinde kapitalist-emperyalist haydutluk düzeni yatar. Tekelci kapitalizmin siyasal planda yansıması, siyasi gericiliktir. Dolayısıyla insanın özgürlük, erinç, bolluk içinde yaşatmayı hedefleyen yaşanası bir toplum inşa etmeden bu amaçları gerçekleştirecek bir eğitim sistemi de kuramazsınız. Çünkü sınıflı toplumda eğitim-kültür-basın/yayın-din… dahil bütün alanlarda egemen sınıf olan ve devlet, sermaye ve iktidar dahil bütün gücü elinde bulunduran burjuvazinin ideolojisi, egemen ideolojidir. Yani sorunumuz, temelde devrim ve iktidar sorunudur. Ancak ve ancak siyasal ve toplumsal iktidarın sınıf karakteri devrim yoluyla kökten değişince toplumun manevi yaşamı (eğitim, bilim, kültür, sanat, toplumsal değerler…) da kökten değişerek özgürleşecek, insanî bir nitelik kazanacak ve çok yönlü olarak serpilip çiçeklenecektir.

 

Yusuf ERDEM

 

dipnot:

( * ) Server Tanilli / Nasıl Bir Eğitim İstiyoruz? , Cem Yayınevi, 7. Bası, Eylül 1994

Kategoriler:   Eleştiri/Deneme/İnceleme