Menü

İLHAN ERDOST İÇİN / Yusuf ERDEM

Yıl 1968. Yoksul gençlerin ‘üniversitesi’ Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünün parasız yatılı (leyli meccani) öğrencisiyiz. Dünyanın bütün büyük kentlerini sarsan 68 devrim fırtınasının etkisi ve coşkusu içindeyiz. Çok sevdiğim bir sınıf ve sıra arkadaşımla zaman zaman Ulus’taki “İmece” dergisine uğruyoruz. Ki dergi, Köy Enstitüleri geleneğini yaşatan eğitimci ve düşünürlerce çıkarılıyordu. Sol Yayınları merkezi de hemen onun yanındaydı.

Bir gün aynı arkadaşımla Sol Yayınevi’ne de uğradık. O gün Muzaffer Erdost Ağabey, Mihri Belli ağabeyler ve İlhan Erdost’la tanıştık. Muzaffer ağabey, bir kitabın çevrisini yapıyor; zaman zaman takıldığı bir cümlenin çevirisiyle ilgili Mihri Belli ağabeyin görüşünü alıyordu. Bu arada ikimiz, Mihri Belli ağabeyden sosyalizmin temellerini öğrenmek için hangi kaynakları hangi sıraya göre okumamız gerektiğini öğrenmeye çalışıyorduk. O dönemde Mihri Belli’nin 68 devrimci gençliğinin önemli bir kesimi üzerinde karizmatik bir etkisi vardı. Bizim acemice ve çocukça soru ve değerlendirmelerimizi küçümsemeden büyük bir alçak gönüllülükle –ve bize değer verdiğini hissettirerek- bizimle candan ilgilendi. (Ki ben söz arasında kendisine: “Marksist Ekonomi-Politiği öğrenmeye başlamadan önce, üniversitelerde okutulan bir ‘Ekonomiye Giriş’ kitabı okumak uygun olur mu?” diye sormuştum; o da “Öyle yaparsanız, devrimci teoriyi öğrenmeniz daha da zor olur.” anlamına gelen açıklamalar yapmış; bize yeni basılan iki kitabı göstererek “Bunları okumakla başlayabilirsiniz” demişti: 1, İlkel Topluluk, Köleci Toplum, Feodal Toplum / 2. Kapitalist Toplum : Zubristki, Mitropolslki, Kerov.)

İnsan değer ve önem verdiği şeyleri, aradan yarım asır da geçse tıpkı bugünkü gibi bütün ayrıntılarıyla hatırlıyor. Bize kapıyı İlhan Erdost açmış, o ışıltılı kara gözleri, kapkara gür bıyıkları, yüzünde kırk yıllık dostlarını karşılarmış gibi içten bir gülümsemeyle karşılamış, bizdeki tedirginliği ve yabancılık hissini bir anda dağıtmıştı. Biz, Mihri Belli ağabeyle konuşurken bir yandan bizi dinliyor, bir yandan da kitapçıların ve Anadolu’nun çeşitli yerlerindeki devrimcilerin kitap siparişlerini paketlemeye çalışıyordu.

O gün yayınevinden ayrılırken İlhan Erdost bize ilk baskısı yeni tamamlanmış ve henüz ciltlenmemiş bir kitabın formalarını tamamlayıp armağan etti: Yanlış anımsamıyorsam kitap, “Anti-Dühring / F. Engels.” İdi.

Sevgili İlhan Erdost, iki yıl boyunca Anadolu’da öğretmenlik yaptığım yerlerden istediğim kitapları hiç geciktirmeden eksiksiz bana ulaştırdı.

Bir devrimcinin işkenceyle, kaba dayakla katledilmesi elbette vicdanlı insanların içini acıtır. Ama o insanı tanımışsanız, kardeşiniz gibi sevmişseniz, daha ilk görüşte çok yakın bir dostunuz gibi içinizde sınırsız bir güven uyandırmışsa… Ve bir gün sınıf düşmanları onu en kaba, en acımasız işkenceyle (üstelik yasak kitap bulundurmak ‘suç’lamasıyla göz altına alıp) genç yaşta katletmişlerse aradan 34 yıl da geçse, içiniz parçalanmaya, yüreğiniz kanamaya devam ediyor. Acaba Muzaffer ağabey, yakınları, çok yakın dostları, yoldaşları ve arkadaşları bu acıya nasıl dayanabildiler, ne derece onulmaz acılara katlandılar kim tahayyül edebilir ki…

Ve bizler; bu kahrolası burjuva özel mülkiyet düzeni sürsün, bu soygun ve talan çarkı dönsün diye ne çok acılar yaşadık, ne çok ölümler öldük. Çok açık ki bu sömürü çarkını parçalamadan, bu kanla beslenen burjuvaziyi bir daha belini doğrultamayacak biçimde ezmeden kesinlikle bir barış, özgürlük ve bolluk dünyasını inşa edemeyeceğiz.

Bir düşünür şöyle yazıyor: “Marks, Kapital’i yazmakla burjuvaziye bir daha kolay kolay altından kalkamayacağı bilimsel ve teorik bir darbe indirdi.” İşte İlhan ve Muzaffer Erdost ile daha başka nice güzel insanlar, bu bilimsel teorinin bu topraklarda da serpilip çiçeklenmesi için kan ter içinde gece gündüz çalıştılar. Sevgili İlhan Erdost bu uğurda can verdi. Şimdi düşmana inat bilimsel teorimize sımsıkı sarılmanın, gereğini hayata geçirmenin zamanıdır. Sözün doğrusunu söyleyelim, örgütün sağlamını inşa edelim, eylemin doğrusunu eyleyelim.

Kategoriler:   Biyografi