Menü

KOMÜN MÜMKÜN

 

 

Kongo’da bir yerleşim yeri Ubundu. Sömürgecilerin Afrika’yı istilası sürecinde Ubundu’da yaşayan “topluluk”, ulaşım güçlüğü nedeniyle işgal edilmemişti. Bu nedenle klan henüz komün yaşam tarzını sürdürmekteydi. Sınıflı toplum olmamanın üzerinde yükselen değerler ilişkilere yön vericiydi toplulukta.

Afrika’da çalışan bir antropolog Ubundu’da kabile çocuklarına oyun oynamayı önerdi;” ağacın altına koyduğu meyvelere ilk ulaşanın ödülü o meyveleri yemek olacaktı.”

“Haydi, başlayın! Birinci alacak meyveleri!” dedi.

O an tüm çocuklar el ele tutuşarak, koştular; ağacın altına beraber ulaştılar ve hep beraber meyveleri yemeye koyuldular.

Antropolog neden böyle yaptıklarını sorduğunda şu cevabı verdi çocuklar; “Biz “ubuntu” yaptık: Yarışsa idik, yarışı kazanan bir kişi olacaktı. Nasıl olurda diğerleri mutsuzken yarışı kazanan bir kişi ödül meyveyi yiyebilir?

Oysa biz ubuntu yaparak hepimiz yedik.”

Ubuntu’nun anlamını da açıkladı çocuklar adama, klan dilinde: “BEN, BİZ OLDUĞUMUZ ZAMAN ‘BEN’İM…”

İnsanların, yaşamlarını çekilmez kılan/ cehenneme çeviren yaşam tarzını kabullenmiş toplumlarda bireyin özlem duyduğu ilişkiler komün izlerini taşıyan bu toplulukta henüz vardı.

Sınıflı toplum; yaşam tarzını, komün ilişki tarzının gerçek anlamda reddi üzerine oturttu. Sınıflı toplumun reddettiği yaşam tarzına gidiş için ise; sınıflı toplumun reddi gerekli. Ret mümkün ve insanlığın sınıflı toplumun yarattığı bataktan kurtuluşu için gerekli. Komün yaşam tarzının kurulabilmesi için; sınıflı toplumun yıkılması şart. Bataklığı kurutmak için öncelikle; sınıflı toplumun komün yerine inşa ettiği yaşam tarzının temel taşı olarak neyi kullandığını kavramak gerekli.

Sınıflı toplum, insanın insanı sömürüsü üzerine kurulu ilişki tarzını soktu toplumsal yaşama. Sınıflı toplumun karakterinin ve tüm aygıtlarının işleyişi ve organizesinin biçimlenmesinde sömürü esas rol oynadı.

Sınıflı toplumun ayakta kalmasını sağlayan sistematik sömürü kırılmalıdır; Ki komün yaşam tarzı ancak bu “kırılma” gerçekleştiğinde yeşermek için gerekli toprağına kavuşabilir.

Sınıflı toplumun organizesinde önemli bir faktörde insanın / grupların, insan ve gruplar üzerinde kurduğu erktir. Kuşkusuz erk sistemi sömürü sisteminin ihtiyacıydı.

Sömürü sisteminin parçalanması; erk sisteminin parçalanması ile tamamlanmalıdır. Bu olmazsa olmaz. Sınıflı toplumun reddi olacak komünde erk ilişkisi yer bulmamalıdır. Erk ilişkisi tam anlamıyla reddedilerek toplum yaşamından kazınarak çıkarılmadan komün gerçekleşemez. Komünde İşlerin organizesinde, süreci yönetme işi geçici olarak birey iradesine verilse de; birey yöneticiliğinin kurumsallaşması reddedilmelidir. Erkin varlığı; komünün kurdunu içerisinde taşıması demektir.

Komünün işlerini yürütecek bireylerin yöneticiliği geçici olması zorunludur. Yönetici bireyi, “fetiş” ve tek eril olmaktan uzak tutacak önlem alınması yaşamsal gerekliliktir. Yöneticiliğin geçici olmaması ve yönetici bireyin “dokunulmaz, eleştirilmez olması ve kimliğinin kurumsallaştırılması; erkin, ilişkilerin kimyasını bozacak unsur olmasını sağlayacaktır. Erk, ilişkileri belirleyici olduğunda ise, birliktelik komün vasfını yitirecektir.

Fetiş; sınıflı toplumun icat ettiği musibettir. Toplumun/ bireyin bilincini ve pratiğini esir eden fetiş zincirinin parçalanmasıyla sınıflı toplum dayanaklarından birini kaybedecektir.

Kapitalizm tüm ilişkileriyle egemen halde ve eski üretim ilişkilerine dönmek oldukça zor. Ancak gelinen noktada, sınıflı toplum reddedilmeden komününün kurulamayacağı açıktır. Birlikte üreterek ve ürünü topluluğun tümüyle paylaşarak yaşamak mümkündür. Olabiliri gerçeğe dönüştürmek için yapılması gerekenin ne olduğuna ilişkin verileri ve ipucunu sunuyor hayat.

Sınıflı toplum batağında var olan ilişkiler, insanları yarıştırıcı, didikleyici, yıpratıcı, yok edici. Kapitalist için yarış, toplumsal ilerlemenin olmazsa olmaz koşulu. Kuşkusuz burjuvanın, komün pratiğine karşı çıkması, “tutarlı oluşunun” imidir. Ancak kapısına sosyalist levhası asan parti ve demokratik kitle örgütü üyelerinin; kapitalistlere taş çıkartacak denli kıran kırana ötekini yönetme yarışına girmesi tutarsızlıktır / ikiyüzlülüktür.

Sosyalist gruplarda, ötekinin varlığını, farklılığıyla kabul ederek; üyelerin birbirlerinin vasfını yok etmeye dönük söylem ve pratikten uzak durması sağlanabilir. Kuşkusuz komün kurma ve sürdürme ideali; bireylerin ifade özgürlüğünün hak olduğu kabulü ve farklıkları hoşgörüyle karşılama pratiğiyle gerçeğe dönüşebilir. Farklıların birbirini mas etmesi veya uzlaşmasıyla değil; birbirlerinin varlığının doğal hak olduğunun kabulü ile birbirlerini yok etme eğilimi göstermeden yaşamanın koşulları oluşturulabilir. Yaşamın ortak paydasının bulunması ve bu payda üzerinden birliktelik yabancılaşmayı en aza indirgeyecektir. Komünde yabancılaşmanın bitmesi yoldaşlığın başlangıcıdır.

Komün, insanlığın bataktan kurtuluş pratiğidir.

 

Komün gönüllülüktür

Uzlaşmanın birlikteliği kirlettiğini vurgulayarak açıklamayı; birlikteliğe karşı çıkmak olduğu şeklinde anlayanlar zır cahildiler. Kuşkusuz emeğine, ötekine ve topluma ve giderek kendine yabancılaşan insanın; ötekine nefretle bakması kapitalist kentin yoğun sunduğu durumdur. Kentlerde ötekinden nefret eden insanlar yığılı ve insanların yalnızlığa sürüklenişi kendilerinden de nefret etmelerinin zeminidir. Uzlaşmaya karşı olmak, bedbin insanın topluluktan kaçış savunularıyla aynılaştırılamaz.

İnsanların birlikte oluşu yaşamı güzel kıldı. Ancak uzlaşma girdiği topluluğun mutlu yaşam ahengini bozdu her daim.

Çünkü uzlaşma insanların “açık” olmasını önledi. Dolayısıyla aldatma, riya “açıklığın kovulduğu birlikteliğe renk verdi.

Birlikteliğin bezenişinin sağlıklı olması elzemdir.

Üretim ilişkileri birey ve grupların eşitsizliğini kaldıran ya da en aza indiren biçimde düzenlendiğinde, toplumda çatışma eğilimi yok olmasa da en az noktaya indi. İnsanın; birliktelik içerisindeki öteki insan ve grubun varlığını ve kendini ifade etmesini; doğal hak kapsamında olağan durum kabul etmesi; sağlıklı birlikteliğin hazırlayıcısı oldu. Böylesi organizasyon içerisinde de bireyler arasında çelişki ve politik çatışma eğiliminin varoluşu normaldi ama topluluk içi çelişki ve çatışma eğilimini uzlaşma ile frenleme istenci; komünün kimyasına aykırı olduğu anlamda sağlıklı gelişmenin frenlenmesine katkı verdi.

Birbirine göre öteki olanlar, eşit koşullarda, gönüllü olarak birlikte yaşadıklarında zengin ilişki zemini kuruldu. Bu verimli zeminde farklı iki ulus, grup, insan dost olabilme olanağına kavuştu. Uzlaşmanın, gereksinim olmasını sağlayan zemini yitirdiği yerde; ürünü olan şey de insanlığın gündeminden düştü. İkili ilişkilerin özgürleştirici ve mutlu kılıcı olması için; birlikteliğin temelinde gönüllülük olması ön koşuldu. Amaç birliği noktasında açıklığın ve fikri koşulsuz ifade etmenin zemini olan gönüllülük; ötekinin varlığını kabul etmenin, farklılığı zenginlik saymanın olanağı oldu.

Ortak amaçla bir arada duran ve komün yaşam tarzını benimsemiş, maddi ve düşünsel zenginlikleri birlikte yaratan ve paylaşan, toplumun ideal-pratik düzenlenişinde ortak normlara sahip bireyler arasında uzlaşma değil, gönüllü birliktelik biçimleyicidir. Sosyalizm, aynı ideale yönelen bireylerin, izlenecek yola ilişkin farklılıklarının birlikteliğe zenginlik katma zeminidir. Farklılıkların uzlaşmasını ve birbirini mas etmesini dışlayan birlikteliktir sosyalizm.

Farklılıklarını özgürce ifade eden insan ve grupların, kimliğiyle barışık yaşama olanağına ve hakkına sahip olmaları; kelimenin gerçek anlamıyla komün pratiğinin ifadesidir.

Ötekine fikrini kabul ettirmek için uğraşmaktansa onu kendi söylem ve yaşam tarzıyla kabul etmek tinsel/pratik zenginliktir. Gönüllü birlikteliğin inşasında en önemli tuğla ötekinin fikrini ve fikrin ve eylemin onda yarattığı ve insanın/grubun asla değiştiremeyeceği farklılığını kabul etmektir.

 

Karşı duruş birlikteliğe hayat verir

Farklılığını ötekiyle birliktelik pratiğine renk veren unsur saymak ve birlik çatısı altında farklılığıyla konumlanmak; ötekinin varlığını önemsemektir. Tersi de doğrudur; Öteki insanı önemsemek; birlikteliğin rengini belirlemekte hoşgörüye etkin rol vermektir. Farklılığın kabulü insanın öteki insanla birlikte yaşamanın hazzına varmasının zeminidir.

İnsanın pratiğinin öteki tarafından eleştiriye açık olması; pratiğin yeniden gözden geçirilmesine yol açar. Ki, daha önce gözden kaçan yanıyla ele alınması da pratiğin zenginleşmesini sağlar. Karşıtın olması olağandır. Karşıtlık fikri/pratik zenginliğin unsurudur. Eleştirel duruş ötekiyle ilişkinin sağlıklı yürüdüğüne ilişkin veridir.

Karşı duruş; bireyin, grubun kısıtlı verilerle sorunu ele almak; pratik darlıktan uzak durma pratiğine vesile olur. Eleştiri, ötekinin farklılığını önemsemenin de kapısını açar. Karakteristik kimliğini varsıl kılmak isteyen her insan / grup, karşı duruşun sağladığı olanağı kullanır.

Farklı karakteristik vasfa sahip insanlar arasında kaçınılmaz var olan karşıtlık; can suyudur birlikteliğin. Ötekinin farklılığını duyumsamak yaşam arzusunu kamçılar kuşkusuz.

Farklılıktan kaynaklanan karşıtlığın ifadesi; birlikteliğin normal seyir izleyerek gerçekleşmesini ve sürdürülmesini sağlayan bağı çürütmez, aksine yeşertir.

Eleştirel duruş harlar insan bilincini.

Bireyin kendini özgürce ifadesi; ötekinin kendini ifade etmesine katkıdır. İnsanların kendini ifade etmesi; toplumun ciğerlerine birikmiş kin, nefret, kıskançlık, yalan, riya kirini dışarı atmasını sağlayacak temiz havanın oluşmasını sağlar.

İnsanlar öteki ile farklılığını kabul ederek ve farklılığı törpülemek ve yok etmek üzerine biçimlenen uzlaşmanın tarafı olmadan öteki ile birlikte yaşayabilir. Bu mümkündür.

İnsanların birbirlerinin özgünlüğünü silecek söylem ve pratikten uzak durması gerçekleşebilir. Farklıların uzlaşması veya birbirini mas etmesi değil; her insanın farklılığının doğal hak olduğu kabulü üzerinden birlikte yaşamanın koşulları oluşturulabilir. Bu nedenle İnsana ötekini sömürme olanağı sağlayan sistemin yıkılması zorunludur.

Ötekileşmenin varoluş sürecinde değil ama ötekileşme gerçekleştikten sonra ötekinin yönlendirilmesi ve birbirinden farklı olan birey ve grupların ilişkisinin düzenlenmesi ve biçimlendirilmesi sürecinde, sosyalist birey ve grubun bilinç seviyesine bağlı olarak rol oynayacağı öngörülmelidir.

 

BABÜR PINAR

 

UZLAŞMAK KİRLENMEKTİR

Nitelik kitap yay. 1. Baskı.2018- s:139

Kategoriler:   Eleştiri/Deneme/İnceleme, Felsefe